Hoşgörü Ve Farkındalık
Herkes hoşgörülü olduğunu savunuyor. Tüm milletler, tüm dinler kendilerinin hoşgörülü olduklarını söylüyor. Hatta dinsizler kendilerini extra bir hoşgörü içerisinde olarak görüyorlar. Ama hoşgörü aslında nedir?
Hoşgörü takdir edebileceğiniz üzere öznel bir kavram. Ama hoşgörü benim için bir farkındalıktan ibaret. Ne yaptığının farkına varma…
Bir çok insan iyi biri olmak için hoşgörülü olmaya çalışarak kendilerini kandırmaya çalışırlar. Çalışmak ayrı olmak apayrı. Beyaz tenli bir insan zenci bir insanı kendisine göre maymuna benzetir. Zenci insan da beyaz insanı ayrılıkçı ve kendi canına kastetmeye her an hazır olan biri olarak görür. Bir dine mensup insan ateist bir insanı beyinsiz olarak görür. Ateist ise dine mensup olanı gerici olarak görür. Sosyal bir insan asosyal bir insanı eve tıkılıp kalmış bir zavallı olarak görür. Asosyal olan ise sosyal insanı yaşadığı çevreden dolayı çeşitli kötülüklerde görür(ergence takılan, küfürbaz, alkolik vs vs.) Böyle devam eder gider.
Yani anlatmaya çalıştığım sadece karşıdakine düşündüklerimizi söylememizdir halka göre hoşgörü. Ve insan içindeki düşünceleri fark etmediği için kendini hoşgörüşü sanır. Ama bunun farkında olan insanın yavaş yavaş içindeki hoşgörü artar veya azalır ve dışındaki hoşgörüden bir farkı kalmaz. Hiçbir içtenliği olmayan yalanlarla dolu bir hayatın küçük bir parçası… Olmaya çalışmak, dışarı vurmamak yerine göründüğümüz gibi olmamız gerekmez mi?
Henüz geridönüş yok.